29 Eylül 2010 Çarşamba

Bankaları Enerji Bastı

'Ekonomik kriz döneminin başarılı ve sağlam sektörleri arasında gösterilen bankacılık, Türkiye'de özellikle son dönemde artan enerji yatırımlarını fonlamaya odaklandı.'
28 Eylül 2010 tarihli HaberTürk haberinin devamı...

Rüzgar'da Lisanslamalar Başladı

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, rüzgarda lisanslandırma çalışmalarının başladığını belirtirken, şu anda kadar toplam 917 Megavat (MW) gücünde 16 projeye uygun bulma kararı verildiğini açıkladı. Kamuoyunda gecikmesi nedeniyle çok eleştirilen rüzgarda lisanslandırma çalışmalarının artık fiilen başladığını belirten Köktaş şu bilgileri verdi:
'1 Kasım 2007 tarihinde rüzgar enerjisi için 751 proje başvurmuştu. Bunların değerlendirmesi yapıldı ve geldiğimiz nokta itibariyle toplam 31 bin 268 MW büyüklüğünde 695 proje var şu anda. Bunların 616 tanesi (toplamda 29 bin 152 MW) yarışmaya esas olacak. Toplam bin 378 MW büyüklüğünde 63 tanesi ise tekli proje. Yani bu bin 378 MW'lik proje yarışmaya girmeden direk lisanlandıracak. Bunlardan şimdiye kadar 16 tanesine uygun bulma kararı alındı. Bu da yaklaşık 2,5 milyar liralık yatırım büyüklüğü anlamına geliyor.'
Rüzgarda daha önce toplam 3 bin 700 MW'lik verilmiş lisans bulunduğunu hatırlatan Köktaş, 1 Kasım başvuruları çerçevesinde, yarışmanın ardından rüzgarda lisans verilmiş 8 bin 488 MW gücün olacağını bildirdi.
Çoklu başvurularda yarışma usullerinin nasıl yapılacağının 22 Eylül tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığını hatırlatan EPDK Başkanı, çoklu başvurular gelir gelmez yarışma yapılması için Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) 'ne gönderileceğini söyledi. Köktaş, 'Şimdiye kadar yatırımcı bize lisansların verilmesi gerektiğini söylüyordu. Şimdi artık biz yatırımcıya hadi bakalım yatırımını yap diyeceğiz' diye konuştu.

Kaynak: HaberTürk 28 eylül 2010

En Çok Kazandıran Yatırım: Domates!

Geçen hafta 2,5-3 lira aralığına yükselen domatesin kilogram fiyatı, bu hafta sonunda 4 liraya kadar çıktı. Salçalık domates ise 2 liradan alıcı buldu. Bursa Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Mehmet Galip Toplan, Bursa'nın Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde domatesin neredeyse bittiğini dile getirmiş ve şöyle devam etmiş; 
'İznik ile Eskişehir, Çanakkale ve Denizli'de azaldı. Olumsuz hava şartları nedeniyle üründe çatlamalar da olunca son haftalarda arz talebi güçlükle karşılar oldu. Antalya bölgesinde sera üretimi Ekim sonunda başlayacak. Bu ara dönemde yaşanan boşluk, fiyatların yükselmesine yol açtı. Salçalık domatesin fiyatı bile inanılmaz yükseldi.' 
Karacabey Ziraat Odası Başkanı Nuri Karaca ise salçalık domateste ekim alanlarının geçen yıla göre daraldığını belirterek '100 bin dekarda domates üretimi yapılırken, bu yıl 70 bin dekara geriledi. Olumsuz hava şartlarının da etkisiyle bu yıl rekolte de çok düştü. Geçen yıl 1 milyon ton salçalık domatesin üretildiği ilçede rekolte yüzde 60 azalarak 400 bin tona geriledi. Hava şartlarının yol açtığı hastalıklar da ürünü olumsuz etkiledi. Alım fiyatları 5 kat arttı. Fabrikalar tarafından geçen yıl 10 kuruşa alınan domates, bu yıl 50 kuruşa kadar çıktı. Genelde 25-30 kuruşa sattık. Maliyetlere bakıldığında domatesin gerçek fiyatı 30 kuruştur demiş. 
Salçalık domates fiyatları pazar yerlerinde de oldukça yükseldi. Geçen yıllarda 40-50 kuruş arasında satılan salçalık domates, bu yıl fabrikaların talebinin karşılanamaması nedeniyle pazar yerlerinde 2 liraya kadar yükseldi.

İştahı Kabaran Dev Fonlar Gıda Şirketi Avında

'Emtia borsalarında artan gıda fiyatları, büyük şirketleri harekete geçirdi. Gelecek yıllarda talebin katlanarak artacağı öngörüsüyle hareket eden emtia fon devleri, uluslararası piyasalarda ‘küçük balık' avına çıktı.'
Ziya Özışık'ın Referans'taki haberinin devamı...

27 Eylül 2010 Pazartesi

Altın Nereye?

Altının ons fiyatı 1300 doları aştı. Cumhuriyet altınının fiyatı ise 413 TL'ye çıktı. Londra Altın Borsası Birliği (LBMA) 'nin Berlin'de düzenlediği yıllık konferansa katılan uzmanlar, altının ons fiyatının gelecek yıl Eylül ayında ortalama 1406 dolara ulaşacağını tahmininde bulundular.

Pamuk da Yükselişte

Uzun yıllardır kar getirmediği için ekim alanları giderek azalan pamuk fiyatları, bu yıl arzın azalması ve stokların tükenmesinin yanı sıra Pakistan'daki sel gibi dış sebeplerin de etkisiyle yükselişte. Hazaranda 3,70'i gören fiyat birkaç gün önce 4 TL'yi aştı. Fiyatlarda artışla birlikte bu sezon Türkiye genelinde ortalama % 25-30'luk üretim artışı bekleniyor. 2009-2010 sezonunda Türkiye'de yaklaşık 380 bin ton pamuk üretildiği tahmin ediliyor.

Portakal Suyu

Emtia piyasalarında son iki yıldaki yüksek kazançlı performansı ile yatırımcıların ilgisini çeken donmuş portakal suyu kontratları kazandırmayı sürdürüyor. En son Karayipler'deki kasırganın dünyanın önemli portakal üretim merkezlerinden Florida'ya yönelebileceği haberleri ile New York'taki Kıtalararası Borsa'da işlem gören donmuş konsantre portakal suyu kontratları % 6,6 oranında artış ile 160.40 cent/pounda kadar çıktı. Bu rakam Temmuz 2007'den beri en yüksek değer. Üstelik bu artış meteoroloji uzmanlarının böyle bir öngörü için çok erken olduğunu açıklamasına rağmen gerçekleşti.
Ne diyelim, spekülasyonda hayat var...

Gıda Piyasası'nda Yeni Hareketler

Dünyanın en büyük emtia işlemci şirketlerinden olan Louis Dreyfus Singapur'lu Olam International'la yakinen ilgileniyormuş. Satın alma görüşmelerine başladığı öğrenilen Louis Dreyfus hisselerin tamamını satın almaktan  ortaklığa kadar pek çok öneri ile Olam'a gitmiş, ancak tercihi Olam'ın bütününü satın alma yönündeymiş. Pazar değeri 5 milyar dolar olan Olam'ın hisseleri haberin duyulmasından sonra % 6'nın üzerinde prim yapmış. Görüşmelerin anlaşmayla sonuçlanması ve iki şirketin birleşmesi durumunda 15-18 milyar dolarlık bir pazar değerine ulaşılabileceğinin altını çizen uzmanlar böylece şirketin dünyanın en büyük üçüncü tarımsal devi haline gelebileceğini ifade ediyorlarmış. 

16 Eylül 2010 Perşembe

Bir Değerlendirme

Gedik Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Topaç'la yapılmış, finansal piyasaların mevcut durumu ve gelecek perspektifi konusunda güzel bir söyleşi için tıklayınız.

5 Eylül 2010 Pazar

Gıdada Savaş Rüzgarları

Haber, Referans Gazetesi'nin 04/09/2010 sayısında, Ziya Özışık imzasıyla yayınlanmış. Detaylı ve doyurucu olduğu için aynen almayı yeğledim.
İklimsel nedenler ve finansallaşmanın uzantısı olarak spekülatif müdahaleler gıda fiyatlarını alt üst etmeyi sürdürüyor. Ekonomistler giderek daha sıklaşan bir biçimde 2007-2008 yıllarına gönderme yaparak bir 'gıda krizi' olasılığına dikkat çekiyor. Gıdanın zengini ülkeler de ellerindeki ürün üzerinden aldıkları kararlarla sıkıntının daha uzun vadeli olacağı endişeleri yaratıyor.
Diğer bir deyişle gıda ürünleri ülkeler için 'varlıkta da yoklukta da' adeta bir silah gibi kullanılıyor. Rusya 'elinde bulunmayan' buğday ile tüm dünya emtia piyasasını son üç aydır tam anlamıyla yönetirken, en büyük tüketici Çin alım yapmama tehditleri savuruyor, Avrupa Birliği korumacı önlemleri tartışıyor, Asya ve Ortadoğu ülkeleri gelişen orta sınıfının ihtiyaçlarına paralel olarak et talebini giderek artırıyor, Mozambik'te binlerce insan zamlara karşı ayaklanıyor.
Günden güne artan gıda sıkıntıları zincirinin son halkası yine Moskova'dan gelen haber ile tetiklendi. Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Rusya'nın tahıl ürünleri ihracatına yönelik getirdiği yasağı, gelecek yıl hasadın yapılacağı döneme kadar uzattı. Putin, Rus televizyonlarından yayınlanan açıklamasında, tahıl ürünleri ihracatına yönelik yasağın, sadece 2011 yılındaki ekinlerin toplanmasıyla ortaya çıkacak sonuca göre kalkabileceğini söyledi. Rusya'da haziran ayının ortalarından ağustos ayının ortasına kadar devam eden sıcak hava dalgası yüzünden çıkan yangın ve meydana gelen kuraklık yüzünden, buğday üretiminde ciddi bir düşüş yaşanmıştı.
90-95 milyon ton civarında mahsul bekleyen Rusya'nın, bu yıl ancak 60-65 milyon ton ürün elde edeceği tahmin edilirken, Putin önlem olarak tahıl ürünleri ihracatını geçici olarak, 15 Ağustos'tan itibaren yasaklamıştı.
 FAO ‘acil' toplanacak
Putin'in buğday fiyatlarını yeniden zıplatan açıklaması Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) 'nü harekete geçmeye zorladı. Örgüt genel olarak gıdada özel olarak ise buğday piyasasındaki sıkıntıları konuşmak için 'acil' toplantı çağrısı yaptığını duyurdu. FAO'nun Roma'daki temsilcilerinden Abdulrıza Abbassian, 'Bu oldukça ciddi bir durum. Rusya'nın iki yıl boyunca ihracat yapmayacak olması, rahatsızlık yaratabilir' dedi.
Uzmanlara göre gıda alanındaki sıkıntıların önemli bir diğer nedeni ise finansallaşma. Son 10 yılda artan bir biçimde piyasa oyuncularının insafına bırakılan tarımsal emtia ürünleri, pek çok zaman fiziki nedenlerden bağımsız olarak fiyat artışlarının kurbanı oldu. Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü eski yöneticisi Joachim von Braun Financial Times gazetesine yazdığı makalesinde gıdanın finansallaşması ile ilgili sıkıntıların acilen kontrol altına alınması gerektiğini söyleyerek şu uyarıda bulunuyordu: 'Bu nedenle şimdi ulusal hükümetlerin önlem alması ve bunun uluslararası bir düzeyde sonuçlara bağlanması için gerekli önlemlerin farkına varmalıyız. Gıda fiyatlarındaki oynaklığa çözüm ancak bunun global anlamda düşünülmesi ile mümkün olabilir. Pazarın kurumsal ihtiyaçlarını düzenleyecek şekilde saydam ve uygulanabilir bir açık ticaretin teminatını sağlamak bu durumda bir elzem. Gıda emtia ürünlerinde aşırı spekülasyon mutlaka frenlenmeli.'
 Ayaklanmalardan korkuluyor
Tüm bu gelişmelerin 2007-2008 gıda krizi ile benzerlikler taşıması ekonomistleri korkutuyor. Özellikle Mozambik'te yaşananlar bu kaygıları giderek güçlendiriyor. Hükümetin ekmek fiyatlarını yüzde 30 artırma kararı almasından sonra, Mozambik'in başkenti Maputo'da bir ayaklanma başlamış ve 280 kişi yaralanmıştı. Fiyat artışını protesto etmek amacıyla toplanan ve lastik yakıp, gıda depolarını yağmalayan binlerce kişiye polis ateş açmıştı. 2007-2008 döneminde, gıda sektöründe son 30 yılda görülen en ağır kıtlık yaşanmıştı. Bu durum Bangladeş'ten Meksika'ya birçok ülkede isyanların başlamasına neden olmuş, Haiti ve Madagaskar gibi ülkelerde hükümetleri devirmişti.
 Küresel politikalar ile aşılabilir
Dünya gündemine 'ülkelerin gıda savaşı' gibi yansıyan bu duruma karşı ise yapılacakları yine Braun şöyle özetliyor: 'Sonuç olarak, tarım ve gıda için, küresel bir politikanın omurgasının kurulması için harekete geçmek bir zorunluluktur. Şu andaki sistem sorumluluklar, etkililik ve inovasyon boyutlarında eksik kalmıştır. Yaklaşan G-20 zirvesi ve Birleşmiş Milletler Konferansı'nın milenyum hedefleri içinde gıda ve beslenme güvenliği konusu belirgin bir şekilde işlenmelidir. İki yapı G-8'in bitmemiş olarak bıraktığı bu konunun takipçisi olmalıdır.'
HANGİ ÜLKENİN ELİNDE HANGİ GIDA SİLAHI VAR?  
ABD: Pek çok gıda ürününde en büyük üretici ve tüketici. Temel gıdalarda mısır, beyaz-kırmızı et, süt ve soya pazarını yönlendiriyor. 2009'da 23.7 milyar dolarlık kırmızı et, 23.2 milyar dolarlık mısır, 19 milyar dolarlık soya üretimi gerçekleştirdi.
 ÇİN: Özellikle ithalat kararlarıyla dünya gıda piyasasını alt üst edebiliyor. Üretim tarafında domuz eti, patates ve pirinç için dünyanın önemli merkezi. 2009'da 37 milyar dolarlık pirinç üretimi, 8.3 milyar dolarlık patates üretimi, 14 milyar dolarlık çay üretimi gerçekleştirdi.
 RUSYA: Dünyanın dördüncü büyük buğday üreticisi. Olası gıda krizinin bugünlerdeki en büyük aktörü. Getirdiği tahıl ihracatına yasağı uzatırsa uzun vadeli sıkıntılar gıda piyasasında Rusya kaynaklı olarak sürecek. Kırmızı-beyaz et, inek sütü ve patates için en büyük oyunculardan biri.
 HİNDİSTAN: Şeker piyasasının en büyük oyuncusu. Şeker kamışında dünyanın en büyük tüketicisi ve en büyük ikinci üreticisi olma özelliği var ve son yıllarda iklimsel nedenlerle arz sıkıntıları yaşıyor. Bu nedenle şeker piyasasındaki boğa etkisinin en önemli sorumlusu.
 BREZİLYA: Emtia borsalarında işlem gören donmuş portakal suyu fiyatlarındaki hareketliliğin fiziki nedeni. 18 milyon tonluk portakal üretimi ile dünya birincisi. 15 milyon tonluk şeker kamışı üretimi ile de sıralamada en üstte.
 FİLDİŞİ SAHİLLERİ: Kakao piyasasının baş aktörü. Dünya çapında 70 bin kilometrekarenin üzerinde bir ekim alanına sahip kakaonun üretiminin yüzde 40'ını gerçekleştiriyor. Bu ülkeyi yüzde 15'er payları ile Gana ve Endonezya izliyor.
 AVRUPA: Birliğe üye ülkelerden Hollanda süt ve süt ürünlerinde önemli merkezlerden biri durumundayken, Fransa özellikle üzüm ve buğdayda öne çıkıyor. Rusya krizinin ardından ülkenin Mısır pazarını Fransa, Ürdün pazarını ise Almanya kaptı.

Şimdi de Şap Hastalığı

Artan et fiyatları ve ithalat tartışmalarının gölgesinde zor günler geçiren hayvancılık sektörünün başında şimdi de şap belası var. Türkiye çapında 700'e yakın noktada tespit edilen hastalık şimdiden 40 civarında hayvan pazarının kapanmasına yol açmış. Zarar şimdiden milyonlar...
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı Şap Enstitüsü verilerine göre şap hastalığı, süt ve et veriminde kayba neden olmasının yanısıra, genç hayvanlarda gelişme geriliği ve ölümlere, gebe hayvanlarda yavru atmaya yol açıyor. Dış ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar, tedavi maliyetleri de cabası. Hastalık sütte yüzde 15-20 seviyesinde bir kayba yol açarken, etteki verim kaybı ise yüzde 10 olarak hesaplanıyor.
Çok sayıda hayvan pazarı karantinaya alınıp kapatıldığı için ülkenin büyük bölümünde hayvan alım ve satımının durduğunu belirtmiş Etçi Et yönetim Kurulu Başkanı Emin Arslan. Sağlıklı hayvan bulamadıklarını söyleyen Arslan, birkaç ay önce 12-13 liraya gerileyen karkas et fiyatının bir hafta önce 17.5 TL'ye, son olarak ise 20 TL'ye çıktığına, tüketicinin et alamadığı bir süreçde dahi fiyatlardaki yükselişin önüne geçilemediğini söylemiş.  

Et Fiyatları

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 'nün dünyada gıda fiyatları için önemli bir gösterge kabul edilen et fiyatları endeksi, tarihi bir artışla 20 yılın zirvesine çıktı. Kuzu etinde ise fiyat 37 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Türkiye'nin kırmızı et fiyatları konusunda yaşadığı sıkıntıların, tüm gelişmekte olan ülkelerde de söz konusu olduğunu gösteren bu gelişmenin sebebi ise talep artışı. FAO'ya göre gelişmekte olan ülkelerde et ürünlerine olan talep, gelirin ve nüfusun artması nedeniyle yükseliyor. FAO, geçen yıl 228 milyon ton olan küresel yıllık et üretiminin 2050 yılına kadar 468 milyon tona çıkacağını, aynı sürede büyükbaş hayvan nüfusunun 1.5 milyardan 2.6 milyara çıkacağını tahmin ediyor. Örgüt, talebinse bu 50 yıl içinde yine gelişmekte olan ülkelerde üç katına çıkacağına dikkat çekiyor.  
Fiyatların artmasında ABD ve Avustralya gibi önde gelen et ihracatçısı ülkelerde yaşanan üretim düşüşü de etkili oldu. Avustralya ve Latin Amerika'da yaşanan aşırı kuraklıklar, 2000'lerin başında görülen düşük et fiyatları ve yüksek üretim maliyetleri de et üretiminin azalmasında önemli rol oynadı.  
Bu gelişmelere paralel olarak ağustosta canlı büyükbaş hayvan kontratlarının değeri Chicago Emtia Borsası'nda pound (453 gram) başına 1 dolara çıktı ve son 22 ayın en yükseğini gördü. Avustralya cinsi kuzu etinin kilo fiyatı da aynı dönemde 5.5 dolara çıkarak 1973–74 yılından beri görülen en yüksek seviyeye tırmandı.
Et fiyatlarındaki hızlı artış, Chicago Ticaret Borsası (CBOT) 'nda normal dönemlerde sakin seyreden canlı hayvan kontratlarına olan talebi de artırdı. Bu piyasaya spekülatif amaçlı para girişiyle, işlemlerde yılbaşına göre yaklaşık üçte bir oranında artış görüldü. Ancak sektördeki uzmanlar, fiyatlardaki artışın arkasında bu piyasaya giren sıcak paradan çok, arz ve talepten kaynaklanan faktörlerin etkili olduğunu belirtiyor.
Et fiyatlarındaki bu artış, diğer tarımsal emtia ürünlerindeki hızlı artışla birlikte düşünüldüğünde, gıda enflasyonu tehdidi doğuruyor. Aşırı sıcaklar nedeniyle üretimi düşen tahıl ürünlerindeki fiyat rallisiyle tüm yazı geçiren piyasalar, özellikle Rusya'daki hububata getirilen ihracat yasağı nedeniyle boğa piyasasına engel olamamıştı. CBOT'ta fiyat bu sıkıntılar nedeniyle 22 ayın zirvesini görmüştü. Buğday fiyatları halen geçen yılın aynı ayına göre yüzde 48,6 daha yukarıdan işlem görüyor. Buğdayı diğer gıda ürünleri de takip ediyor. Mısırda yıllık artış yüzde 38.35'e ulaşırken soya fiyatları ise geçen yılla aynı düzeyde.

3 Eylül 2010 Cuma

Borsa Üzerine...

Borsa üzerine HaberTürk Ekonomi'den barış Erkaya'nın ufuk açıcı bir yazısı... Türk borsa yatırımcısının yabancıların elinde nasıl oyuncak olduğu pek bir güzel anlatılmış.
Buradan okuyabilirsiniz.

Burger King'e 4 Milyar Dolar

ABD'nin 2. büyük fastfood zinciri Burger King yaklaşık 4 milyar dolara Brezilyalı üç işadamının kurduğu 3G Capital'e satılıyormuş. 2010 yılı içinde satışlarında % 2.3 gerileme olan Burger King küresel krizden de olumsuz etkilenmişti.
Wells Fargo ile Anheuser-Busch (Budweiser’ın üreticisi) gibi yatırımları da olan 3G Capital Burger King'e hisse başınna 24 dolar, toplamda da 3.26 milyar dolar (borçlarla beraber bu meblağ 4 milyar dolara ulaşıyormuş) ödeyecekmiş. Satın alma işleminin bu yılın son çeyreğinde tamamlanması bekleniyormuş. Satış haberinin ardından Burger King’in hisseleri yüzde 24 oranında değer kazanarak 23.50 dolara yükselmiş. 

1 Eylül 2010 Çarşamba

Cari Açık

Türkiye İstatistik Kurumu'nun temmuz verilerine göre, Türkiye'nin dış ticaret açığı temmuzda beklentileri aşarak 6.4 milyar dolara çıktı. Bu artışın kaynağı ise ithalattaki % 24,6'ya ulaşan artış. Aynı dönemde ihracattaki artış ise % 5 6. İthalat artışında en önemli pay % 16 ile, beklendiği üzere mineral yağ ve yakıtlarda. Ancak ikinci sıra ilginç; otomotiv. İthalat artışında % 13'lük payı olan otomotiv ithalatının, önümüzdeki dönemde de iç piyasada artan taleple yerini koruması bekleniyor. Ara malı ihracatında yavaşlama yaşanıyor. İlk altı ayda % 24 artış gösteren sermaye malı ithalatı artış hızı % 20'ye düştü. Yatırım eğiliminde azalmayı gösteren bu rakamların büyümeyi de olumsuz etkilemesi bekleniyor.İhracattaki artışın en önemli kaynağı ise tekstil. 
Bir ilginç nokta da Avrupa Birliği'ne ihracat temmuzda % 4 artarken, AB dışı ülkelere yapılan ihracattaki artışın % 36,4 olması. Buna karşın AB ülkelerinin toplam ihracat içindeki payı ise % 47,1 ile geçen yıla yakın gerçekleşti. AB dışı ihracattaki payı da % 8,6'ya yükseldi. 
Sonuç olarak, yedi aylık dış ticaret açığı ise 55.3 milyar dolara ulaştı. Açıktaki artış ise % 42,5 oldu. Bu eğilimin gelecek dönemde de devam etmesi bekleniyor. 2010 ikinci yarısında da dış ticaret açığının artışını sürdürmesi ve yıl sonunda 55-60 milyar doların üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. 

Evrak Takibi

Sonunda biri bu işe uyanmış. Devlet dairelerimizin 'klasiği bugün git yarın gel' den bıkanların yarattığı talebi farkeden uyanık bazı yatırımcılar evrak takibi yapan danışmanlık şirketleri kurmaya başlamış. Özellikle Türkiye bürokrasisinin merkezi Ankara'yı mesken tutan bu şirketler, kadrolarında bu işlerden iyi anlayan, çeşitli bakanlıklardan emekli eski devlet memurlarını bulunduruyorlarmış. Eskiden muamelecilerin yaptıklarını, yasaların ve mevzuatların karmaşıklaşması, sürecin hızlandırılmasının gerekliliği gibi nedenlerle daha profesyonel yapılar devralıyor yani...
Fiyatlandırma da şirketler için aylık 350-1000 TL. arasında iken kişiler için işe göre günlük ayarlanıyormuş.
Daha detaylı bilgi için...